Mal Rejimi Davaları: Katılma Alacağı, Değer Artış Payı ve Tasfiye

Giriş ve Mal Rejimi Tasfiyesinin Önemi

Boşanma sonrasında eşler arasında en çok tartışılan konulardan biri, evlilik süresince edinilen malvarlığı değerlerinin nasıl tasfiye edileceğidir. Halk arasında “mal paylaşımı davası” olarak ifade edilen süreç, hukuken her malın doğrudan ikiye bölünmesi anlamına gelmez. Çoğu durumda tasfiye sonucunda bir eş lehine doğan katılma alacağı, değer artış payı veya başka bir alacak hakkı belirlenir.
Mal rejimi tasfiyesinde öncelikle eşler arasında hangi mal rejiminin uygulandığı belirlenir. Ardından malın edinilme tarihi, edinim kaynağı, kullanılan kredi veya kişisel katkı, mal rejiminin sona erme tarihi ve tasfiye tarihindeki değer dikkate alınır. Bu unsurlardan yalnızca birinin incelenmesi, gerçek alacak miktarının hatalı hesaplanmasına neden olabilir.
Bu nedenle mal rejimi davası, yalnızca tapuda kimin malik göründüğünün araştırıldığı bir dava değildir. Malın hangi kaynakla edinildiği, evlilik süresince yapılan ödemeler, kişisel maldan yapılan katkılar, borçlar ve tasfiye anındaki rayiç değer birlikte değerlendirilmelidir.
Mal Rejimi Davası Nedir ve Hangi Hâllerde Gündeme Gelir?

Mal rejimi davası, eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi üzerine malvarlığı değerlerinin tasfiye edilmesi ve doğan alacakların belirlenmesi amacıyla açılan davadır. Bu dava boşanma sonrasında gündeme gelebileceği gibi eşlerden birinin ölümü, başka bir mal rejiminin kabul edilmesi veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi sonrasında da söz konusu olabilir.
Mal rejimi davasında talep edilen hak, olayın niteliğine göre katılma alacağı, değer artış payı alacağı, denkleştirme alacağı veya üçüncü kişiye yöneltilebilecek bir talep olabilir. Bu taleplerin hukuki dayanakları ve hesaplama yöntemleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle dava dilekçesinde hangi alacağın talep edildiğinin açıkça ortaya konulması önem taşır.
Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi aynı dava içinde veya ayrı davalarda ele alınabilir. Ancak mal rejimi alacağının hesaplanabilmesi için öncelikle mal rejiminin sona erme tarihi ve tasfiyeye tabi malvarlığı değerleri belirlenmelidir.

Eşler Arasında Uygulanan Mal Rejimleri ve Yasal Mal Rejimi

Türk Medeni Kanunu’na göre eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, kanunda düzenlenen diğer mal rejimlerinden birini mal rejimi sözleşmesiyle seçebilir. Bu düzenleme, Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesinde yer almaktadır.
Eşler arasında mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden biri seçilmişse tasfiye, seçilen rejimin kurallarına göre yapılır. Bu nedenle mal rejimi davasına başlamadan önce noterlikte düzenlenmiş veya onaylanmış bir mal rejimi sözleşmesi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya evlilik devam ederken yapılabilir. Taraflar ancak kanunda öngörülen mal rejimlerini seçebilir veya değiştirebilir. Sözleşmenin şekli bakımından da kanuni düzenlemelere uyulması gerekir; kural olarak noterde düzenleme veya onaylama şekli aranır.
2002 yılından önce evlenmiş eşler bakımından ayrıca geçiş hükümleri önem taşır. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10. maddesi uyarınca, eski rejimin geçerli olduğu dönem ile 4721 sayılı Kanun sonrasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığı dönem birbirinden ayrılmalıdır.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Kapsamı ve Yasal Dayanakları

Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerden her birinin edinilmiş malları ile kişisel mallarını kapsar. Bu rejimde eşler evlilik süresince edindikleri mallar üzerinde mülkiyet hakkını korur; ancak mal rejimi sona erdiğinde tasfiye hesabı yapılır.
Tasfiye, her malın ortak mülkiyete dönüştürülmesi şeklinde uygulanmaz. Önce eşlerden her birinin edinilmiş malları ve kişisel malları ayrılır. Daha sonra edinilmiş mallara ilişkin borçlar düşülür, gerekli denkleştirmeler yapılır ve artık değer üzerinden katılma alacağı hesaplanır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mal rejiminin edinilmiş mallar ile kişisel malları kapsadığını ve tasfiyede katılma alacağı ile değer artış payı alacağının birbirinden ayrılması gerektiğini kabul etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1613, K. 2019/419, T. 09.04.2019 kararında bu çerçeveyi açıklamıştır.
Kişisel Mal ve Edinilmiş Mal Ayrımı

Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesine göre edinilmiş mal, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Çalışma karşılığı elde edilen gelir ve edinimler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle alınan

tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal kapsamında değerlendirilebilir.
Kişisel mallar ise kural olarak mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan malları, miras veya bağış gibi karşılıksız kazanımları, yalnızca kişisel kullanıma yarayan eşyaları, manevi tazminat alacaklarını ve kişisel malların yerine geçen değerleri kapsar. Bu düzenleme Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesinde yer almaktadır.
Evlilik sırasında edinilmiş olması, bir malın mutlaka edinilmiş mal olduğu anlamına gelmez. Örneğin evlilik süresince miras kalan bir taşınmaz, kural olarak miras yoluyla karşılıksız kazanıldığı için kişisel mal niteliğindedir. Buna karşılık kişisel malın kira geliri veya başka bir getirisi, olayın özelliklerine göre edinilmiş mallar hesabında dikkate alınabilir.
Bir malın kişisel mal olduğu iddia ediliyorsa, bu iddianın dayanağı ve edinim kaynağı ortaya konulmalıdır. Tapu kayıtları, banka hareketleri, mirasçılık belgeleri, bağış sözleşmeleri ve ödeme belgeleri bu ayrım bakımından önem taşır.
Mal Rejiminin Sona Erme Tarihi ve Hukuki Sonuçları

Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre mal rejimi eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erebilir. Mahkemenin evliliği boşanma veya iptal nedeniyle sona erdirmesi ya da mal ayrılığına geçişe karar vermesi hâlinde mal rejimi, boşanma veya ilgili dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
Boşanma hâlinde önem taşıyan tarih, kural olarak boşanma kararının kesinleşme tarihi değil, boşanma davasının açıldığı tarihtir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1613, K. 2019/419, T. 09.04.2019 kararında da boşanma nedeniyle mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olarak sona erdiği yönündeki yaklaşımı benimsemiştir.
Mal rejiminin sona erme tarihi ile tasfiye ve değerleme tarihi aynı değildir. Sona erme tarihi, hangi malvarlığı değerlerinin rejim kapsamında bulunduğunun belirlenmesinde önemlidir. Buna karşılık mevcut edinilmiş malların değerlemesinde, Türk Medeni Kanunu’nun 235. maddesi uyarınca tasfiye anındaki değer esas alınır.
Bu ayrım özellikle taşınmaz, araç, şirket payı ve işletme değerlerinde önem kazanır. Mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan bir mal, daha sonraki tasfiye aşamasında güncel sürüm değeri üzerinden hesaplamaya dâhil edilebilir; ancak malın niteliği ve rejim kapsamındaki durumu sona erme tarihi esas alınarak belirlenir.
Katılma Alacağı Nedir ve Nasıl Doğar?

Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerden birinin diğer eşin artık değerinden pay almasını ifade eder. Bir eşin adına kayıtlı olan edinilmiş mal, sırf malik o eş olduğu için diğer eşe doğrudan mülkiyet hakkı vermez. Ancak tasfiye sonucunda diğer eş lehine para alacağı doğabilir.
Artık değer, edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılması ve kanunen hesaba eklenmesi gereken değerler ile denkleştirmelerin yapılmasından sonra kalan miktardır. Türk Medeni Kanunu’nun 231. maddesi artık değeri bu şekilde tanımlamaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesi uyarınca kural olarak her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Alacaklar karşılıklı olarak takas edilebilir. Ancak bu oran, her dosyada doğrudan taşınmazın veya aracın güncel değerinin yarısı anlamına gelmez. Önce kişisel mal katkıları, borçlar, denkleştirmeler ve eklenecek değerler hesaplanmalıdır.
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya kaldırabilir. Bu sonuç otomatik olarak doğmaz; boşanmanın hukuki sebebi, kusur durumu ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilir.
Değer Artış Payı Alacağı Nedir?

Değer artış payı, bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız ya da uygun bir karşılık almadan yaptığı katkı nedeniyle doğan alacaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesi uyarınca katkıda bulunan eş, malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olabilir.
Değer artış payı ile katılma alacağı aynı hukuki kavram değildir. Katılma alacağı, edinilmiş malların tasfiyesi sonucunda artık değer üzerinden doğar. Değer artış payı ise belirli bir mala yapılan katkı ile bu malın değerindeki artış arasındaki ilişkiye dayanır.
Örneğin eşlerden birine ait taşınmazın kredi borçlarının veya kapsamlı tadilat giderlerinin diğer eşin kişisel malından karşılanması hâlinde, yapılan katkının niteliği ve malın tasfiye tarihindeki değeri incelenebilir. Katkının kaynağı, ödeme tarihi, katkı miktarı ve malın değerindeki değişim hesaplamada önem taşır.
Malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde de katkının nasıl değerlendirileceği ayrıca belirlenir. Eşler yazılı anlaşmayla değer artışından pay alma hakkından vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir; ancak böyle bir anlaşmanın geçerliliği ve kapsamı somut belge üzerinden incelenmelidir.
Denkleştirme ve Eklenecek Değerler

Denkleştirme, kişisel mal kesimi ile edinilmiş mal kesimi arasındaki borç ve katkı geçişlerinin tasfiye hesabında dikkate alınmasıdır. Bir eşin kişisel mallarına ait bir borç edinilmiş mallardan ödenmişse veya edinilmiş mallara ait bir borç kişisel mallardan karşılanmışsa, tasfiye sırasında denkleştirme yapılabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 230. maddesi uyarınca her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Borcun hangi mal kesimine ait olduğu belirlenemiyorsa, borç edinilmiş mallara ilişkin kabul edilir. Bir mal kesiminden diğerine yapılan katkı, malın değer kazanması veya değer kaybetmesi dikkate alınarak hesaplanır.
Eklenecek değerler ise katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan bazı devir ve karşılıksız kazandırmaların, tasfiye hesabında yok sayılmamasını sağlar. Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesinde, mal rejiminin sona ermesinden önceki belirli dönemde diğer eşin rızası olmaksızın yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler düzenlenmiştir.
Bu hükümlerin uygulanabilmesi için devir veya kazandırmanın niteliği, tarihi, tarafların amacı ve diğer eşin alacağını azaltma kastı araştırılır. Her satış veya bağış işlemi kendiliğinden eklenecek değer kabul edilmez; işlemin gerçek niteliği ve tasfiye hesabına etkisi delillerle ortaya konulmalıdır.
Mal Rejimi Tasfiyesinde Hesaplama Mantığı ve Süreç

Mal rejimi tasfiyesinde basitleştirilmiş olarak şu sıra izlenir: Önce tasfiyeye konu malın niteliği belirlenir. Daha sonra malın kişisel mal mı, edinilmiş mal mı olduğu ve hangi tarihte edinildiği araştırılır. Mal rejiminin sona erme tarihi tespit edildikten sonra malın ediniminde kullanılan kredi, kişisel katkı ve diğer ödeme kaynakları incelenir.
Sonraki aşamada malın borçları, denkleştirmeler ve hesaba eklenecek değerler belirlenir. Mevcut edinilmiş malların tasfiye anındaki sürüm değeri esas alınır. Türk Medeni Kanunu’nun 232. maddesi tasfiyede sürüm değerinin esas alınacağını, 235. maddesi ise mevcut edinilmiş malların tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılacağını düzenlemektedir.
Bu hesaplama sonucunda edinilmiş malların toplam değerinden ilgili borçlar çıkarılarak artık değer bulunur. Kural olarak diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinden katılma alacağı değerlendirilir. Ancak değer artış payı, denkleştirme, kişisel mal katkısı, eklenecek değerler, mal rejimi sözleşmesi ve özel boşanma sebepleri sonucu değiştirebilir.
Hesaplama, gerçek dosyada yalnızca tek bir oran uygulanarak yapılamaz. Malın edinim tarihi, ödeme dönemleri, gelir kaynakları, kredi borcu, mal rejiminin sona erme tarihi ve güncel değer birlikte değerlendirilmelidir. Gerektiğinde taşınmaz, araç, şirket veya finansal hesaplar bakımından

uzman bilirkişi incelemesine başvurulur.

Katılma alacağı ve değer artış payı aynen veya para olarak ödenebilir. Aynî ödeme söz konusu olduğunda malın sürüm değeri önem taşır. Ödemenin hemen yapılması borçlu eş bakımından ciddi güçlük doğuruyorsa, kanunda öngörülen koşullarda ödeme ertelenebilir. Aksine bir anlaşma bulunmadıkça, tasfiyenin sona ermesinden itibaren faiz ve güvenceye ilişkin hükümler gündeme gelebilir.
Kredili Konut ve Araçlarda Mal Rejimi Tasfiyesi

Kredi kullanılarak alınan konut veya araçlarda hesaplama, taşınmazın ya da aracın güncel değerinden kredi borcunun tamamının doğrudan düşülmesi şeklinde yapılamaz. Kredi ödemelerinin hangi tarihlerde yapıldığı, ödemelerin mal rejiminin devam ettiği döneme denk gelip gelmediği ve kişisel mal kaynaklarının kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır.
Satın alma bedeli, kredi miktarı, kredi dışında yapılan ödemeler, eşlerin kişisel katkıları, ödeme dönemleri ve tasfiye tarihine en yakın rayiç değer ayrı ayrı belirlenmelidir. Mal rejiminin sona ermesinden sonraya kalan kredi ödemeleri, hesaplamada malın borcu olarak dikkate alınabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4305, K. 2025/2817, T. 18.03.2025 kararında, krediyle edinilen malvarlığı değerlerinde ödeme dönemlerinin ve oranların ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Kararda, mal rejiminin sona ermesinden sonra vadesi gelen borçların oranlama yoluyla tasfiye tarihindeki rayiç değere yansıtılması ve kalan değer üzerinden değer artış payı veya katılma alacağının hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.
Bu yaklaşım, kredi borcunun mal rejiminin sona erme tarihindeki durumunu ve taşınmazın tasfiye tarihindeki değerini birlikte dikkate alır. Bununla birlikte kararın her kredili malvarlığı uyuşmazlığına otomatik olarak uygulanması mümkün değildir. Kredi sözleşmesi, ödeme planı, banka dekontları, tapu kaydı, edinim tarihi ve eşlerin ödeme kaynakları somut dosyaya göre incelenmelidir.
Evlilik Öncesi Mallar, Miras ve Bağış Yoluyla Edinilen Değerler

Evlilik öncesinde edinilmiş mallar, edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıcında mevcut oldukları için kural olarak kişisel mal niteliğindedir. Aynı şekilde miras veya bağış yoluyla edinilen taşınmaz, araç, para ve diğer değerler de karşılıksız kazanım niteliği taşıdıkları ölçüde kişisel mal kabul edilir.
Ancak kişisel malın kendisi ile bu maldan elde edilen gelir birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin miras kalan taşınmazın kendisi kişisel mal olabilir; fakat taşınmazın evlilik süresince elde edilen kira gelirleri veya bu gelirlerle edinilen yeni değerler ayrıca incelenebilir.

Kişisel malın satılması ve satış bedeliyle başka bir mal alınması hâlinde, kişisel malın yerine geçen değerlerin izlenmesi gerekir. Kişisel maldan edinilmiş mala yapılan katkı veya edinilmiş maldan kişisel mala aktarılan kaynaklar da denkleştirme hesabına konu olabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1613, K. 2019/419, T. 09.04.2019 kararında, mal rejiminin başlangıcında eşe ait olan malvarlığı değerlerinin kişisel mal niteliğini ve tasfiyede katılma alacağı ile değer artış payı ayrımının önemini vurgulamıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/4836, K. 2012/6311, T. 26.06.2012 kararında da miras yoluyla intikal eden taşınmazların kişisel mal niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde yaklaşım ortaya koymuştur. Bununla birlikte miras malının evlilik süresince elden çıkarılması, gelir getirmesi veya başka bir malın edinilmesinde kullanılması hâlinde hesaplama ayrıca yapılmalıdır.
Şirket Hisseleri ve Kâr Paylarının Tasfiyedeki Yeri

Şirket hisselerinin mal rejimi tasfiyesine dâhil edilip edilmeyeceği, hissenin ne zaman ve hangi kaynakla edinildiğine göre belirlenir. Evlilik öncesinde edinilen veya miras ya da bağış yoluyla kazanılan şirket hissesi kural olarak kişisel mal niteliğinde olabilir.
Buna karşılık şirket hissesinden evlilik süresince elde edilen kâr payları, temettüler veya şirkete aktarılan kazançlar ayrıca incelenmelidir. Hissenin kişisel mal olması, hissenin gelirlerinin her durumda kişisel mal sayılacağı anlamına gelmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/458, K. 2021/889, T. 01.07.2021 kararında, evlilik öncesinde edinilen şirket hissesinin kişisel mal niteliğinde olabileceğini; ancak evlilik süresince bu hisselerden elde edilen ve mevcut bulunan veya şirkete yatırılan kâr paylarının edinilmiş mal hesabında dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Kâr payının harcanmış olması da tek başına araştırmayı sona erdirmez. Harcamanın aile ihtiyaçları için kullanılıp kullanılmadığı, şirkete yatırım yapılıp yapılmadığı, kârın eşin hesabında veya başka bir malvarlığı değerinde mevcut olup olmadığı belirlenmelidir. Şirket kayıtları, bilançolar, genel kurul kararları, vergi kayıtları, banka hareketleri ve mali müşavir incelemeleri bu bakımdan önem taşıyabilir.
Ziynet Eşyaları ile Mal Rejimi Alacaklarının Ayrımı

Ziynet eşyalarına ilişkin talepler, katılma alacağı veya değer artış payı talebinden farklı bir hukuki nitelik taşıyabilir. Bu nedenle ziynet eşyaları her mal rejimi davasında otomatik olarak tasfiye hesabına dâhil edilmez.
Ziynet eşyasının varlığı, kime ait olduğu, evlilik sırasında kim tarafından kullanıldığı, diğer eşe

verilip verilmediği, bozdurulup bozdurulmadığı ve elde edilen paranın hangi amaçla harcandığı somut olayın delilleriyle değerlendirilir. Düğünde takılan ziynetlerin niteliği ve mülkiyeti hakkında taraflar arasındaki anlaşma, yerel uygulama ve somut deliller önem taşıyabilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/4836, K. 2012/6311, T. 26.06.2012 kararında boşanma davasının açıldığı tarihin mal rejiminin sona erme tarihi olduğuna ve miras yoluyla edinilen taşınmazların kişisel mal niteliğine ilişkin değerlendirmeler yanında, ziynet taleplerinin ayrıca incelenmesi gerektiğine işaret eden somut olay değerlendirmeleri yapmıştır.
Bu karar, ziynet taleplerinde her dosya için otomatik sonuç kurulabileceği anlamına gelmez. Ziynet eşyaları bakımından iddia ve ispat yükü, eşyaların niteliği ve tarafların somut olayda ileri sürdüğü vakıalar ayrı ayrı ele alınmalıdır.
İspat Yükü ve Deliller

Türk Medeni Kanunu’nun 222. maddesine göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür. Kime ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyet sayılır. Bir eşin bütün malları ise aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Mal rejimi davalarında delillerin yalnızca malın kimin adına kayıtlı olduğunu göstermesi yeterli olmayabilir. Malın edinim kaynağı, ödeme tarihleri, mal rejiminin devam ettiği dönem, kişisel mal katkısı ve tasfiye tarihindeki değerin birlikte ortaya konulması gerekir.
Bu kapsamda özellikle tapu kayıtları ve tedavül kayıtları, banka hesap hareketleri, kredi sözleşmeleri ve ödeme tabloları, maaş ve gelir kayıtları, şirket belgeleri, vergi kayıtları, ticari defterler, mirasçılık ve intikal belgeleri, bağış sözleşmeleri, yazılı anlaşmalar ve hukuka uygun elde edilmiş dijital kayıtlar önem taşır.
Tanık beyanlarının somut görgüye dayanıp dayanmadığı da değerlendirilmelidir. Bir tanığın yalnızca taraflardan duyduğu bilgileri aktarması ile doğrudan gördüğü ödeme veya teslim olayını anlatması aynı ispat gücüne sahip olmayabilir. Tanık anlatımları banka, tapu, şirket veya ödeme belgeleriyle destekleniyorsa birlikte değerlendirilir.
Bilirkişi raporu, mal rejimi hesabının teknik yönlerini açıklayabilir; ancak malın kişisel veya edinilmiş mal sayılıp sayılmayacağına ilişkin hukuki nitelendirme mahkemenin değerlendirmesindedir. Bilirkişi hesabının dayandığı verilerin dosyadaki tapu, banka, kredi ve şirket belgeleriyle uyumlu olması gerekir.
Yetki ve Usul Bakımından Dikkat Edilmesi Gerekenler

Türk Medeni Kanunu’nun 214. maddesi, mal rejiminin tasfiyesi davalarında yetki bakımından farklı

ihtimaller öngörmektedir. Mal rejimi ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanma, iptal veya hâkim kararıyla mal ayrılığına geçiş söz konusuysa bu davalarda yetkili olan mahkeme; diğer hâllerde ise davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkili kabul edilir.
Yetki değerlendirmesi, mal rejiminin hangi nedenle sona erdiğine göre yapılmalıdır. Eşlerden birinin ölümü, boşanma, evliliğin iptali, mal ayrılığına geçiş veya başka bir tasfiye sebebi farklı yetki kurallarını gündeme getirebilir.
Görev bakımından ise kesin ve her dosyaya uygulanabilir tek bir sonuç kurulmadan önce talebin niteliği, boşanma davasıyla olan bağlantısı, tasfiye talebinin bağımsız veya birleşik biçimde ileri sürülüp sürülmediği ve güncel usul hükümleri incelenmelidir. Görev kuralları, somut dava türü ve güncel mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Üçüncü kişilere karşı talep hakkı bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 241. maddesi özel bir düzenleme içermektedir. Borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamıyorsa, belirli koşullarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaların yararlanan üçüncü kişilerden istenmesi mümkün olabilir. Bu talep, eksik kalan miktarla sınırlıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 241. maddesinde bu özel üçüncü kişi talebi bakımından, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre düzenlenmiştir. Bu süreler bütün mal rejimi alacaklarına genellenmemeli, yalnızca maddenin kapsamındaki üçüncü kişi talepleri bakımından değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın Mal Rejimi Davalarındaki Yaklaşımı ve Emsal İlkeler

Yargıtay uygulamasında mal rejimi tasfiyesinde şekli kayıtlardan çok malın gerçek edinim kaynağına ve ekonomik akışına önem verilmektedir. Evlilik öncesi edinilen mallar ile evlilik süresince elde edilen gelirler birbirinden ayrılmakta; kişisel malın yerine geçen değerler ve kişisel mal gelirleri ayrıca araştırılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1613, K. 2019/419, T. 09.04.2019 kararı, edinilmiş mallara katılma rejiminin temel çerçevesi, kişisel mal ayrımı, mal rejiminin sona erme tarihi ve katılma alacağı ile değer artış payı ayrımı bakımından yol gösterici niteliktedir.
Şirket hisseleri bakımından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/458, K. 2021/889, T. 01.07.2021 kararında, hissenin kendisi ile hissenin evlilik süresince sağladığı gelirleri birbirinden ayırmıştır. Bu yaklaşım, şirket paylarının bulunduğu dosyalarda yalnızca hisse kayıtlarının değil, kâr paylarının ve şirket içindeki ekonomik hareketlerin de incelenmesini gerektirir.
Kredili taşınmaz ve araçlarda ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4305, K. 2025/2817, T.

18.03.2025 kararı güncel bir hesaplama yaklaşımı ortaya koymaktadır. Satın alma bedeli, kredi miktarı, kişisel katkılar, ödeme dönemleri ve tasfiye tarihine yakın rayiç değer ayrı ayrı belirlenmelidir.
Miras yoluyla edinilen mallar ve mal rejiminin sona erme tarihi bakımından Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/4836, K. 2012/6311, T. 26.06.2012 kararı da destekleyici niteliktedir. Ancak emsal kararlar somut olayın yerine geçmez. Her dosyada evlilik tarihi, mal rejimi sözleşmesi, edinim tarihi, ödeme kaynakları, malın elden çıkarılıp çıkarılmadığı ve deliller ayrıca değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular

Boşanmada mal paylaşımı hangi tarihe göre yapılır?

Boşanma hâlinde mal rejimi, kural olarak boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. Bu nedenle bu tarihte hangi malların mevcut olduğu ve mal rejimi kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenir. Ancak mevcut malların değerlemesinde tasfiye anındaki değer esas alınabilir.
Evlilikten önce alınan ev mal paylaşımına girer mi?

Evlilikten önce edinilen ev, kural olarak mal rejiminin başlangıcında mevcut olan kişisel mal niteliğindedir. Bununla birlikte evlilik süresince kredi ödemelerine diğer eşin katkıda bulunması, evin değerinin artırılması veya kişisel maldan başka bir malın edinilmesi hâlinde değer artış payı, denkleştirme veya başka bir alacak hakkı gündeme gelebilir.
Miras kalan taşınmaz için eş katılma alacağı isteyebilir mi?

Miras yoluyla edinilen taşınmaz kural olarak mirasçı eşin kişisel malıdır. Ancak taşınmazdan elde edilen gelirler, taşınmazın satılmasıyla başka bir değer alınması veya diğer eşin taşınmazın edinilmesine, korunmasına ya da iyileştirilmesine katkıda bulunması hâlinde farklı alacak türleri gündeme gelebilir.
Krediyle alınan evin tasfiyesi nasıl hesaplanır?

Krediyle alınan evin tasfiyesinde satın alma bedeli, kredi miktarı, ödeme tarihleri, eşlerin kişisel katkıları, mal rejiminin sona erme tarihi ve tasfiye tarihine yakın rayiç değer birlikte incelenir. Mal rejiminin sona ermesinden sonraki kredi ödemeleri de borç oranı ve taşınmazın değeriyle bağlantılı olarak hesaba katılabilir. Kredi borcunun tamamının güncel değerden doğrudan düşülmesi her dosyada doğru sonuç vermez.
Katılma alacağı ile değer artış payı arasındaki fark nedir?

Katılma alacağı, edinilmiş malların borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değeri üzerinden doğan alacaktır. Değer artış payı ise bir eşin diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı katkıdan kaynaklanır. Aynı dosyada iki alacak türü birden gündeme gelebilir; ancak her birinin hesaplama yöntemi farklıdır.
Şirket hisseleri mal rejimi tasfiyesine dâhil edilir mi?

Şirket hissesinin evlilik öncesinde, miras veya bağış yoluyla edinilmesi hâlinde hisse kural olarak kişisel mal olabilir. Buna karşılık evlilik süresince elde edilen kâr payları veya şirket faaliyetinden doğan gelirler ayrıca incelenebilir. Hissenin kendisi ile hissenin gelirleri birbirinden ayrılmalıdır.
Ziynet eşyaları mal rejimi davasında talep edilebilir mi?

Ziynet eşyaları, katılma alacağından farklı bir hukuki talep konusu olabilir. Eşyaların varlığı, kime ait olduğu, diğer eşe verilip verilmediği ve bozdurulup bozdurulmadığı somut delillerle değerlendirilir. Ziynet eşyaları her olayda otomatik olarak mal rejimi tasfiyesine dâhil edilmez.
Mal rejimi davasında hangi belgeler önemlidir?

Tapu ve tedavül kayıtları, banka hesap hareketleri, kredi sözleşmeleri, ödeme tabloları, maaş ve gelir belgeleri, şirket kayıtları, vergi ve ticari belgeler, mirasçılık belgeleri, bağış sözleşmeleri, yazılı anlaşmalar ve hukuka uygun elde edilmiş dijital kayıtlar önem taşır. Belgelerin edinim kaynağını, ödeme tarihini, mal rejimi dönemini ve malın değerini ortaya koyması gerekir.
Sonuç

Mal rejimi davasında ilk olarak eşler arasında hangi mal rejiminin uygulandığı ve bu rejimin hangi tarihte sona erdiği belirlenmelidir. Daha sonra tasfiyeye konu malvarlığı değerlerinin kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğu, edinim kaynağı, ödeme tarihleri ve eşlerin katkıları incelenmelidir.
Bunun ardından kredi borçları, kişisel mal ve edinilmiş mal kesimleri arasındaki denkleştirmeler, hesaba eklenecek değerler ve tasfiye tarihindeki sürüm değeri hesaplanır. Bu veriler sonucunda artık değer, katılma alacağı ve varsa değer artış payı belirlenir.
Evlilik öncesi mallar, miras veya bağış yoluyla edinilen değerler, şirket hisseleri, kâr payları, ziynet eşyaları ve kredili taşınmazlar bakımından özel değerlendirme yapılması gerekir. Tapu kaydının tek başına yeterli olmadığı; banka kayıtları, kredi ödeme tabloları, şirket belgeleri, miras ve bağış evrakı ile tanık anlatımlarının birlikte incelenmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Mal rejimi tasfiyesinde uygulanacak sonuç; evlilik tarihine, mal rejimi sözleşmesine, edinim tarihlerine, kredi ödemelerine, miras veya bağış belgelerine, malvarlığının elden çıkarılıp çıkarılmadığına ve mevcut delillere göre değişebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayda uygulanacak sonuç, dosyanın özelliklerine ve mevcut delillere göre değişebilir.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir